10. Sınıf Tiyatro Konu Anlatımı

10. Sınıf Tiyatro Konu Anlatımı
Pruva Akademi Yayıncılık Teke Tek
A+
A-
26.04.2021
217

10. Sınıf Tiyatro Konu Anlatımı Pdf dosyasını konunun altındaki butondan indirebilirsiniz.

10. Sınıf Tiyatro Konu Anlatımı

Tiyatro Hakkında

✔ Tiyatro, bir olayı seyirciler önünde ve sahnede oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma
sanatıdır.
✔ Güzel sanatlar içinde dramatik, ritmik bir özelliğe sahiptir ve başlı başına bir sanat dalıdır.
✔ Tiyatronun bir metne bağlı olarak sahnelenmesi edebiyatla ortak noktasını oluşturur.
✔ Tiyatro metni dil ve ifade yönüyle edebiyat sanatının özelliklerini taşıdığı için “edebî
metin” olarak kabul edilir. “Göstermeye bağlı edebî metinler” ifadesi işte bu metinleri
ifade etmektedir.
✔ Batı edebiyatında göstermeye bağlı metinler için “tiyatro, dram, drama, dramatik edebiyat”
terimleri kullanılır.
✔ Tiyatro eserleri için günümüzde oyun, piyes terimleri kullanılmaktadır.
✔ Eski Yunan’da “seyircilerin oturdukları yer” demek olan tiyatro; günümüzde “tiyatro
oyununun oynandığı yer”, “sahnelenmek amacıyla yazılan oyunlar” anlamlarında kullanılır.
✔ Tiyatronun temeli MÖ 6. yy.da Eski Yunan’daki dinsel törenlere dayanır.

Geleneksel Türk Tiyatrosu (Türk Halk Tiyatrosu)


Batılı anlamdaki modern tiyatronun dışında kalan Türk toplumunun geleneksel yapısı içinde ortaya çıkarak bu temel üzerinde süreklilik arz eden gösteri türlerinin tümü “Geleneksel Türk Tiyatrosu” olarak adlandırılmaktadır. Geleneksel Türk Tiyatrosu denildiğinde; “Karagöz, Orta oyunu, Meddah, Köy Seyirlik Oyunları Kukla” gibi geleneksel seyirlik oyunlarımız akla gelir.

Geleneksel Türk Tiyatrosunun Özellikleri

  1. Temeli, İslamiyet öncesinde şaman törenlerine dayanmaktadır.
  2. Oyunların hemen hemen hepsinin çıkış noktası komedidir.
  3. Söz oyunları, şive taklitleri, şarkı ve dans bu oyunların temel unsurlarıdır.
  4. Yazılı bir metne bağlı kalınmaz. Sözlü ürünlerdir.
  5. Doğaçlama ön plandadır.
  6. Müziğe de yer verildiği için hem göze hem kulağa hitap eder.
  7. Oyunun başında ve sonunda kalıplaşmış ifadelere yer verilir.
  8. Olumlu ve olumsuz tipler (iyi-kötü, bilgili–cahil, güzel-çirkin) bir arada verilir.
  9. Şahıslar tip özelliği taşır. Her şeyi yanlış anlayan, saf, okumamış Karagöz tipi; yarı aydın, yarı şehirliyi temsil eden Hacivat tipi gibi…
  10. Oyunlar, gelecek nesillere usta-çırak geleneği ile aktarılır.
  11. Oyunlarda basit bir sahne vardır; dekor yok denecek kadar azdır.
  12. Oyuncuların belli bir kostümü vardır, makyaj ikinci plandadır.

Başlıca güldürü ögeleri şunlardır:

  1. Değişik yörelere özgü şive ve ağız taklidi
  2. Belli tip ya da karakterlerin yansıtılması
  3. Yanlış anlamalar ve söz oyunları
  4. Doğaçlama yapılan espriler
  5. Abartılı davranışlar

Karagöz

A – Karagöz

  1. Kaynağı hakkında kesin bir bilgi yoktur.
  2. 14 yüzyılda, Bursa’da bir caminin yapımında çalışan iki işçinin, arkadaşlarını eğlendirmek
    için yaptıkları hareketler ve söyledikleri nükteli sözlerden doğduğu söylenmektedir.
  3. 17. yüzyıldan sonra Türkler arasında yaygınlaşmıştır.
  4. Genellikle deve derisinden yapılmış ve tasvir adı verilen renkli figürlerin hareket ettirilerek ve arkasından ışık verilmiş beyaz bir perde üzerine yansıtılması temeline dayanır.
  5. Gölge oyunudur.
  6. Perde arkasında tasvirleri oynatan ve seslendirmeleri yapan kişiye “hayalî, hayalbaz” veya “karagözcü” denir.
  7. Yazılı bir metne bağlı kalmadan doğaçlama oynanır, sözlü ürünlerdir.
  8. Başoyuncuları Hacivat ile Karagöz’dür. Karagöz, öğrenim görmemiş fakat zeki ve şakacı bir halk tipini; Hacivat ise biraz öğrenim görmüş, yarı aydın bir kentli tipi temsil eder.
  9. Oyun, Hacivat’ın söylediklerini Karagöz’ün yanlış anlamasından kaynaklanan çatışma üzerine kuruludur.
  10. Müzikten yararlanılır.
  11. Perde aydınlanınca yardak, göstermelik adı verilen tasviri kaldırır. (Yardak; Karagözcünün yardımcısıdır; gazeller, şarkılar okuyup tef çalar.)
  12. Usta-çırak geleneğiyle varlığını sürdürmüştür.

Karagöz ile Hacivat dışında, Osmanlı’daki çeşitli etnik ve zümreleri temsil eden kişiler de vardır: Arap, Acem, Arnavut, Kürt, Yahudi, Rum; Beberuhi, Köçek, Tuzsuz Deli Bekir, Tiryaki, Matiz, Himmet, Zeybek, Efe, Kayserili, Bolulu…

*** Kadın kılığına bürünmüş erkeğe zenne denir.

Özellikle saray çevresinde, ramazan gecelerinde, bayram ve sünnet gibi eğlencelerde oynanmıştır.

Karagöz Oyununun Bölümleri

Giriş (Mukaddime): Oyunun başlangıç bölümüdür. Göstermelik adı verilen gemi, çiçek
gibi süslerden yapılan görüntü perdeye verilir; nareke denen kamış bir düdükten çıkarılan zırıltı bir sesle perdeden kaldırılır.

Hacivat, semai okuyarak gelir ve “Of, hay, Hak!” diyerek perde gazeline başlar. “Yar bana bir eğlence!” deyip
arkadaş ararken Karagöz gelir ve kavgaya tutuşurlar.


Muhavere (Söyleşme): Karagöz ile Hacivat arasındaki karşılıklı konuşmaların, atışmaların
yaşandığı bölümdür. Muhavere bölümü asıl oyunun konusuyla ilgili değildir. Bu bölüm Hacivat’ın sözlerini Karagöz’ün yanlış anlaması ya da yanlış anlar görünmesiyle sürüp gider.


Fasıl (Oyun): Asıl oyunun başladığı bölümdür. Oyuna diğer tipler de katılır. Karagözcüler, oyunun ana temasına sadık kalmakla birlikte, ayrıntılar üzerinde ufak tefek değişiklikler yapabilirler.


Bitiş: Oyunun son bölümüdür. Hacivat’la Karagöz, kısa bir konuşmanın ardından kavga eder. Karagöz, Hacivat’ı yine döver, bunun üzerine Hacivat oyunun bittiğini, kimi oyunlarda da bir sonraki oyunun adını ve yerini bildirir.

Hacivat,
Yıktın perdeyi eyledin virân
Varayım sahibine haber vereyim hemân
sözleriyle perdeden ayrılır. Karagöz de: “Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola!” diyerek
oyunu bitirir.

Karagöz Oyununun Kişileri

A) Ana Karakterler

Karagöz: Oyuna adını veren esas tiptir. Tahsil görmemiş halk adamıdır ve sokak diliyle konuşur. Okumamış ama zeki ve hazırcevaptır. Öğrenim görmüş kişilerin dil kurallarıyla alay eder. Anladıklarını anlamaz görünür, kelimelere ters anlamlar yükleyerek dalga geçer. Böylece toplum içindeki iki ayrı zümrenin dillerinin çatışması ortaya serilir.

Hacivat: Medrese eğitimi görmüş, Arapça ve Farsça kelimelerle, tamlamalarla konuşan, her konuda bilgi sahibi olan esas tiptir. Karagöz’le sürekli bir çatışma içindedir. Sürekli ders verici konuşmalar yapar. Bazen bu çok bilmiş tavırları başına belaya sokar. Sivri sakalı olan Hacivat, kurnaz, içten pazarlıklı bir tiptir. Herkesin nabzına göre şerbet verir. Karagöz’e göre daha kültürlü, aklı başında ve güvenilir bir tiptir.

B) Yardımcı Karakterler

Çelebi, Tiryaki, Bebe Ruhi, Laz, Kastamonulu, Rumelili, Egeli, Kayserili, Vanlı, Harputlu, Kürt, Muhacir, Arnavut, Arap, Acem, Çerkez, Rum, Frenk, Ermeni, Yahudi, Kekeme, Kambur, Hımhım, Tuzsuz Deli Bekir, Arap Efe, Zeybek, Çengi, Köçek, Hokkabaz, Canbaz, Büyücü, Zebani, Zenneler

Orta oyunu ~ Türk el sanatları ve hobiler

Orta Oyunu

Orta Oyunu

  1. Yazılı bir metne dayanmayan, başrolünde Kavuklu ve Pişekar’ın olduğu orta oyunu, geleneksel Türk tiyatrosunun temel oyunlarındandır.
  2. Nerede ve ne zaman ortaya çıktığına dair kesin bir bilgi yoktur.
  3. Palanga adı verilen açık bir alanda oynanır.
  4. En yaygın görüş Osmanlı’da yeniçerilerin bir bölümünü oluşturan “Cemaat Ortaları”nda, askerlerin kendi aralarında eğlenmek için yaptıkları oyunlardan kaynaklandığıdır.
  5. Oyunun dekoru yenidünya denilen bezsiz bir paravandan ve dükkân adı verilen iki katlı bir kafesten (iskemle) oluşur.
  6. “Kol oyunu, meydan oyunu, taklit oyunu, zuhurî” gibi adlarla anılmıştır.
  7. Yazılı metin yoktur, doğaçlama (tuluat) oynanır.
  8. Oyundaki gülmece ögeleri; Karagöz oyunundaki gibi taklit, nükte, yanlış anlama ve anlamazlıktan gelmelere dayanır.
  9. Orta oyununun iki önemli oyun kişisi olan Kavuklu, Karagöz’e; Pişekar, Hacivat’a karşılık gelir. Oyunun ekseni bu iki tipin çatışması etrafında döner. Kavuklu, halkı; Pişakar yarı aydın kişileri temsil eder.
  10. Müzik ve dans (raks) unsurları ön plandadır; Zurna, çifte-nârâ gibi çalgılarla söylenen şarkılara “köçek”ler danslarıyla eşlik eder.
  11. Usta-çırak geleneğiyle varlığını sürdüren sözlü ürünlerdir.
  12. Erkekler tarafından canlandırılan kadın tipine zenne denir.
  13. Gerçek oyuncularla oynandığı için halk tiyatrosu içinde modern tiyatroya en yakın olanıdır.
  14. Kavuklu Hamdi ve Pişekâr Küçük İsmail Efendi, orta oyununun 19. yy. daki önemli ustalarındandır

Oyundaki diğer tipler şunlardır: Balama, Frenk, Arap, Acem, Yahudi, Ermeni, Arnavut, Rumelili, Kürt, Laz, Çelebi, Efe, Cüce-Kambur, Zeybek, Matiz, Külhanbeyi, Denyo, Kastamonulu, Bolulu, Kayserili…

Orta oyununun Bölümleri

Giriş: Pişekar ve Kavuklu’nun oyun alanına geldiği bölümdür.

Muhavere (Söyleşme): Oyunun en ustalık isteyen bölümüdür. Kavuklu ile Pişekâr arasında bir çene yarışıdır. Arzbar ve tekerleme adlı iki kısımdan oluşur.

Fasıl: Asıl oyunun icra edildiği bölümdür.

Bitiş: Pişekâr, “sürçülisan” dolayısıyla seyircilerden özür diler, gelecek oyunun adını ve yerini duyurur.

Meddah

Meddah

Meddah, Arapça kökenli bir sözcük olup “çok metheden” anlamına gelir. Zamanla anlamında genişleme olup “halk hikayecisi” anlamında da kullanılmaktadır. Meddah, bir temaşa (gösteri) sanatları terimi olarak da halk hikayelerini bir topluluk önünde anlatan kimsedir.

  1. Destan, mesnevi ve halk hikâyelerinden yararlanan meddah, kendinden de pek çok şey katarak dinleyicileri eğlendirmeye çalışır.
  2. Tek adamlı tiyatro veya tek kişilik orta oyunu diyebiliriz. Tek kişilik gösteri olması yönüyle günümüzdeki “stand up”larla benzerlik gösterir. Ancak stan-up etkinliğini gerçekleştiren şovmenler; “dekor, sahne, aksesuar, teknoloji” yönünden meddahlara göre daha gelişmiş imkânlara sahiptir. Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Ata Demirer, Sunay Akın, Ferhan Şensoy gibi isimleri günümüz modern meddahları içinde değerlendirebiliriz.
  3. Anlatıcı, hikâyenin konusuna göre değişik etnik grupların veya doğadaki diğer varlıkların taklitlerinden sıkça yararlanır.
  4. Yazılı bir metne bağlı kalmadan doğaçlama oynanır.
  5. Sözlü gelenek yoluyla günümüze ulaşmıştır.
  6. Sahne, dekor, perde gibi unsurlar yoktur.
  7. Meddahın elinde bir değnek ve omzunda bir mendil vardır.
  8. Değneği; yerine göre tüfek, süpürge, at yerine aksesuar olarak kullanır.
  9. Mendille çeşitli etnik grup ve mesleklerin giyimlerini, başlıklarını taklit eder.
  10. Meddah, değneğini yere vurarak “Hak dostum hak…” diye başlayan kalıplaşmış tekerlemeyle oyuna başlar. “Bu kıssadır bir mecmua kenarına kaydolunmuş, biz de gördük söyledik. Sürçülisan ettikse affola” diyerek gelecek öykünün adını, anlatılacağı yeri ve zamanını belirtir ve gösteriye son verir.
  11. Şehirlere yönelik bir sanattır; daha çok kahvehane, saraylarda oynanmıştır.

***Belli Başlı Meddahlar

İncili Çavuş, Aşki, Sururi, Bal Mahmut, Erol Günaydın, Münir Canar

Köy Seyirlik Oyunları

Köy Seyirlik Oyunları

  1. Düğünlerde, bayramlarda, uzun kış gecelerinde ya da yılın belirli günlerinde, halkın genellikle
    bereket, bolluk, sağlık ve yeni yılı karşılamak amacıyla oynadığı törensel içerikli
    oyunlardır.
  2. Özel bir sahnesi yoktur; köy meydanı, köy kahvesi veya köy odalarında sergilenebilir.
  3. Profesyonel oyuncuları yoktur. Taklit ve oyun yeteneği olan her yaştan köylü bu oyunda
    yer alabilir.
  4. Köy yaşamından seçilmiş kostüm, makyaj ve basit bir dekor kullanılabilir.
  5. Davul, zurna, dans gibi unsurlara yer verilebilir.
  6. Sözlü geleneğe bağlıdır ve anonim bir özellik taşır.
kuklalar - KUKLA DÜNYASI

Kukla

Kukla

  1. İçine ip geçirilen kuklaların hareket ettirilmesi veya büyük kuklaların içine insanların
    girmesi suretiyle oynanır.
  2. Anadolu’ya Orta Asya’dan geldiği tahmin edilmektedir.
  3. Belli bir metne bağlı kalınmadan doğaçlama sergilenir.
  4. Oyunun iki başoyuncusu vardır: İbiş ve İhtiyar
  5. Oyunda karşılıklı konuşma ve taklitlere yer verilir.
  6. Kukla Çeşitleri: İp kuklası, el kuklası, iskemle kuklası, dev kuklası, parmak kukla,…

10. Sınıf Geleneksel Türk Tiyatrosu Pdf İNDİR

Modern Türk Tiyatrosu Konu Anlatımı / pdf

Pomodoro Tekniği

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.